9.1.11

Ne Bileyim, LeMan İşte…

| Mesud Ata | yeniHarman Ocak '11

Bu memlekette neredeyse her okurun LeMan’la alakalı bir hikayesi, tanışıklığı vardır. Abisinden, babasından, dayısından, arka sıra arkadaşlarından; bekleme salonlarından, terminallerden, gazete bayilerinden, devlet bakanlarından, başbakanlardan duymuştur insanlar adını; kulaklara bir yerlerden çalınmıştır…

Türkiye’nin gayri resmi tarihini yazan, Türk Dil Kurumu’nun kayıtsız kalamadığı kelimelerin, jargonun mucididir bu dergi. Ekşisözlük ve muadillerinin başlık ve entry’lerinde de LeMan’ın hınzır gülüşü yatar. Tatsız tuzsuz gazetelerde, dergilerde acayip bir başlık, mizahi bir dil, zekice bir üslup görmüşseniz bunda LeMan’ın yarattığı kültürün, dilin, dergiciliğin mutlaka izi vardır.

LeMan müthiş bir okul, tuhaf bir kafa. Çok sempatik sandığınız kibirli çizerleriyle; kibirli zannettiğiniz dünya tatlısı mizahçılarıyla; anarşistiyle, kolpacısıyla, gönül adamıyla bir garip yer işte LeMan. Teknoyla semah dönülen bir dervişhane; çileden çıkaran, erdiren bir çilehane. Sidik kokan delilerin, şarapçıların, kedilerin girip çıktığı bir bina LeMan. Selam vermeye değmeyecek adama da, hayatınız boyunca göremeyeceğiniz evliyaya da rastlayabileceğiniz bir labirent LeMan…

Çizerler harıl harıl çalışıyor 1000’nci sayı için. İşleri yetiştirmekle meşgul olan Güneri İçoğlu’na son sayıyı sorduğumda evlilik yıldönümünü son dakikada hatırlayıp acelece hazırlığa girişen bir genç gibi telaş içinde “Valla bilemiyorum… Çok ani geldi” diyor. Düşündüm, biri gelip benden şak diye asırlık dergiyi birkaç cümleyle anlatmamı istese, “ne düşünüyorsunuz” diye sorsa “Ne bileyim lan, LeMan LeMandır işte” derdim herhalde...




LeMan'ın kurucularından Tuncay Akgün, 1000. sayı vesilesiyle mizah dergiciliği ve LeMan ile alakalı sorularımızı yanıtladı...


Fırtına Her An Tekrar Patlayabilir


-Türkiye’de, dünyada 1000. sayıyı gören mizah dergisi var mı?

Efsane Gırgır 72-89 arası, toplam 17 sene... 89’da operasyona uğradığında muhteşem büyü bozuluyor. Fransa’da 68 hareketinin dergisi Harakiri 65 kuruluş, 85 nokta. 68 hareketine ve Fransa’daki özgürleşmeye katkısı büyük. Ancak 1000. sayıdan uzak. Fransa’da yaklaşık 100 yılık bir gelenek olan ve hala bu ülkenin en önemli kurumlarından “La Canard Enchaine” 1000. sayısını çoktan devirmiştir. Bu 4 yapraklık mizah gazetesi hala ilk çıktığı format ve mizan

pajıyla tarihinde olduğu gibi Fransız siyasetinde ve kültüründe çok güçlü bir etkiye sahip. Hükümet, bakan düşürecek kadar.

500,000’lik etkisiyle muhteşem bir başarıya imza atmış 70’lerin 80’lerin Gırgır’ı da aynı ya da yakın kalibrasyonda bugün devam etseydi neler olurdu düşünemiyorum. Bunların dışında 1000 sayısını devirmiş, yaklaşmış bir örnek gelmiyor aklıma. 1000. sayısı kesintisiz hesaplarsak neredeyse 20 yıl demek. Ve esasen LeMan’ın, Limon’a bağlanan bir organik tarihi var. Oradan da bir 300 sa

yı koyabiliriz. Bir çeyrek asır tarih eskitmişiz yani.

-Biz de bir şablon oluşmuştur mizah dergilerinde; sabahlamaları olsun, okurla münasebetleri, kapakları ya da ilk iki sayfanın güncel-politik karikatürler olması... Bir mizah dergisi geleneği var, tasarımıyla, okurla ilişkisiyle, muhalefet biçimiyle... Yurtdışındaki mizah dergilerini de takip ediyorsunuz. Dışarıdaki gelenek, ruh nasıl? LeMan nasıl duruyor onların yanında?

İran’daki Gül Ağa, Fransa’daki Charlie Hebdo, Harakiri, La Canard Enchaine, İngiltere’deki Punch, Almanya’daki Titanic, Amerika’daki Mad. Bosna savaşı sırasında ateş altında bile çıkan mizah dergisi var. Küba’da, Meksika’da örnekler var. Bu saydıklarımın bir kısmı kapanmış durumda. Bunlar bizim akrabalarımız gibi. Biçim olarak, format, mizanpaj, kağıt falan farkı olsa da bir akrabalık var. Harakiri 68 kuşağının çılgın dergisi... Fransa’nın değişiminde %100 katkısı olan bir dergi. Siyasi iktidar tarafından kapatıldıktan sonra Charlie Hebdo olarak isim değiştirerek devam ediyor. Sonra o da kapanıyor, yıllar sonra başka bir ekip eski ekipten bazı insanlarıda yanlarına alarak yeniden yola koyuluyorlar. Canard’dan bahsetmiştik. Bu ekibin yaş ortalaması derginin yaşına parelel 80’leri buluyor. Ama hala dimdikler. LeMan da bu dergilerin yanında aslan gibi duruyor, 78 kuşağının kuru

cuları olduğu bir dergi LeMan. Çok değerli bir tarihi ve ismi var.

-Fransa’nın ünlü mizah dergilerinden Charlie Hebdo çizerleri LeMan’ı ziyaret etmişlerdi. Onların şaşırdığı ne vardı LeMan’da?

Öncelikle karşılarında bu kadar sıkı çizerler, mizahçılar ve sıkı bir dergi bulacaklarını beklemiyorlardı. Biraz önyargılı geldiklerini Charlie’nin beyni ve şef redaktörü Philippe Val’ın bizden ayrıldıktan hemen sonra dergideki makalesini okuyunca anlıyorsunuz: “Yabancı meslektaşlarla evvelce birkaç temasımız olmuştu. İtalya’da, Polonya’da, Vietnam’da... Ama Türkiye’de hiç olmamıştı. Müslüman dininin çoğunlukta olduğu ve ordunun başlıca siyasi parti olduğu bir ülkede bir ‘Charlie Hebdo’ yapmak kolay bir iş olmamalı. Tuhaf bir şekilde, temasa girdiğimiz bütün gazeteler arasında LeMan, yola çıkış noktaları ve amaçları yönünden bize en yakın olan gazete.”

Onların deyimiyle “Fransa’yı kıskandıracak kadar, çok kadın çizer” bulunmasına şaşırdılar. İki ekip o kadar hızlı kaynaştı ki, eğlenirken, tartışırken, paslaşırken, konferans verirken, burada kaldıkları süre boyunca hepimiz kendimizi inanılmaz iyi hissettik.

-Size göre genç çizerlerin hafızasında dergiye ilk gelişleri, ilk çizgileri, ustalarla tanışmalarıyla ilgili hikayeler var. Bu yaşa kadar getirdiğiniz dergi, sizin için ne ifade ediyor. Hep derler ya insanlar emek verdiklerine işte yavrum gibidir diye. Sizin neyinizdir kardeşiniz mi, oğlunuz mu, kızınız mı LeMan?

Gırgır’a bir akşam üstü ilk girdiğim vakit, Oğuz Abi’yi sorduğumda, sekreter “Oğuz bey uyuyor. Birazdan uyanınca dergiye gelir” demişti; çok şaşırmıştım. Bu saatte nasıl uyunur diye. O gün bu gün 30 yıldır ben de sabahlıyorum ve öğleden sonraları uyanıyorum. Herkesin ilk gelişini çok canlı hatırlıyorum. Gerçekten çok ve yoğun hikaye var. Ama mizah dergileri kapalı yapılar. Dergide her hafta büyük tantanalar, kıyametler kopar. Dışarıdan hiç bir şey anlayamazsınız.

Karışık duygular. Bazen yıllarca arkadaşlarıyla herkesin götüne parmak atmış bir çetenin önemli elamanı gibi çocuksu vakar. Bazen 1000. sayısının acı, tatlı, eski her anını yaşamış biri olarak yorgun. Hiç eğilmediğimiz için biraz gururlu. Biraz, zamanı gelince uzaklaşacağını bildiğim ama sevmeye eksiksiz devam edeceğim çocuğum gibi… Bazen bütün sırlarımı paylaştığım kardeşim gibi ama daha çok sırt sırta verdiğim ve birlikte uzun bir yol gideceğimi yola çıkmadan bildiğim, çok güvendiğim bir arkadaşım, yoldaşım gibi...

-LeMan ile ilgili haberlerde, röportajlarda LeMan’ın sık sık tehdit edildiği, birilerinin özel olarak LeMan’ı karaladığını filan anlıyoruz. Niçin böyle bir durum var, özel olarak birileri niçin bir mizah dergisiyle uğraşsın?

Türkiye’nin yakın tarihinden LeMan’ı çıkarırsanız kalan boşluk çok derin olur. 90’ların başından 2000’nin ortalarına kadar en büyük narayı LeMan attı. Çoğu zaman da korkudan herkesin tırsıp ortalık ıssıza kestiğinde tek başına attı. Bunun bize dönüşlerinin olmaması düşünülemez. Devletten, resmi kurumlardan baskılar, davalar, mahkemeler, hapislerin yanında konu ettiğimiz iktidar sahipleri ve çevrelerinden, sokaktaki uzantılarından da çok tehdit aldık. Çile çektik çekmesine ama Oğuz Aral’ın dediği gibi “Tanrı sarhoşları, çocukları ve mizahçıları korur” sözüne sığınarak aslında bu süreçleri çok da ucuz atlattık.

28 Şubat’ta derin çevrelerden kampanya, dezenformasyon şeklinde şekil değiştiren bir operasyonla tanıştık. Ne eroin satıcılığımız kaldı, ne türbanlı kızları pazarladığımız. Dik duruşumuzla üstünden geldik. Arkasından “o kadar çok para kazanıyorlar ki özel uçaklarıyla geziyorlar”, gibi bir dezenformasyona maruz kaldık. Bu söylenti öyle bir dolaşıma girmiş ki bana Almanya’dan mülakata gelen ‘Der Spiegel’ muhabirinin bile ilk sorusu uçaklarımızı sormak oldu.

Dönem dönem Leninist-Marksist, Kürtçü, Atatürk düşmanı, dinci, dış mihraklı, Kemalist, ulusalcı, Ergenekoncu söylentileri dolaşıma sokuluyor. Bunun yarattığımız etkiyi kırmak için yapıldığı açık.

-Mizah dergileri daha evvel medyada şimdiki kadar yer bulmazdı. Ama ne vakittir hem internet basınında hem gazetelerde anılıyor mizah dergileri ve muhalefetleri. Bunun özel bir sebebi var mı?

20 yıla yakın ülkenin açık ara en yüksek tirajlı (bütün dergile

r içinde) dergisini çıkartmışsınız. Üstelik bunu çok radikal bir çizgi koyarak yapmışsınız. Özellikle genç kitlelere coşku, neşe vermişsiniz. Korkunç trajediler, ağır baskılar, inanılmaz insan hakları ihlalleri, soygunlar, savaşlar yaşanırken ülkenin vicdanı olmuşsunuz. LeMan tam bir fenomene dönüşmüş. Ülkeye yepyeni bir dil vermişsiniz. Türk medyasında kimse sizden söz etmiyor. Ağır bir sansür var. Bunu yaşadık... Bu yaşadığımız en ağır baskıydı bence. Fırtınalar, rüzgarlar yaratıyorsunuz. Ağır bir sessizlik. O dönemde dünya medyasında Asya’dan Amerika’ya, Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar dünya medyalarında en saygın olanlarında defalarca haber olduk. Röportajlar verdik öte yandan.

LeMan bu saydığım şeyleri yaparken aynı zamanda çok etkili ve Türkiye’de ilk defa bir Anti-Medya, karşı medya kampanyası da yürüttü. Kimsenin de gözünün yaşına bakmadık. Dönemin hakim kılınmaya çalışılan ‘Yükselen Değerleri’, saçmalığını paçavraya çevirdik. Oradan çok kin birikti bize karşı.

İnternet medyası son dönemde devreye girince işin şekli biraz değ

işmeye başladı. Ama bu da çok yüzeysel.

[LeMan'ın 1. ve 1000. sayı kapakları]


-Taraf gazetesine, Engin Ardıç’a çok sert cevaplar verdi LeMan. Kendisine yönelik eleştirilere pek cevap vermezdi. Bu sefer neden böyle oldu?

Aslında geçmişte de benzer polemikler çok yaşadık. Bulaşanlar pişman olmuştur. Cesareti kırılan da çok olmuştur. Taraf gazetesine çok sabrettik. Bir, iki, üç, beş, on derken sabrım taştı. Biraz sabırlı ve kendinden beklenmeyen birinin aniden cin tepesine çıkıp kavgaya girmesi gibi dalmak zorunda kaldım. Çok riyakar, cahilce, işkembeden atan kıvamda üstümüze gelinmesinin yanında, ‘LeMan 28 Şubat’ta generallerin kıçını öptü’ gibi hiç de masum olmayan bir dezenformasyon kıvılcımını ateşlemeye çalışmasına dayanamadım artık Taraf yazarının. Hiçbir zaman kanıtlayamayacakları bir maddi hatanın yanında riyakarlık midemi bulandırdı. Çünkü gazetenin tepesindeki isim cevabımda ismini verdim- 28 Şubat’ın en operasyonel isimlerinin başında geliyor. Onu da teşhir etmek zorunda kaldım. Engin Ardıç’a gelince onun için yaptığımız karikatür ağırdı ama cevabımız bence çok ağır değildi. Hele onun yaptıklarının, yazdıklarının sicili yanında... Tövbekar olduğunu açıkladı ama geçmişte bizden yana pek çok kişi gibi o da yaralı. Yarası ara ara kaşınıyor.


-LeMan geçmişte tek başına sıkı bir muhalefet yürütüyordu. Peki, bugün için de aynı dirayeti ve duruşu sergileyebildiğini söylemek mümkün mü?

Rüzgar son yıllarda durdu ama her an fırtına tekrar patlayabilir. Gençlik ve üniversitelerdeki hareketlenmeden bunun ipuçlarını alıyorum. Rüzgarla birlikte yelkenlerimizi şişirip tekrar fırtınalara doğru dümen kırabiliriz. Ama dediğin gibi dirayetli olmak şart…


-yeniHarman’ın sizin için kıymeti nedir?

Hastasıyım...