10.11.09

Aşk şiiri yazmaya utanan Şair’in oğlu Mehmet Efe Taftalı

Siz hiç bir insanın yüzünde samimiyetin, dürüstlüğün ve erdemin dokunabileceğiniz kadar aşikâr olduğunu gördünüz mü? Elini sıkmakla bile ferahladığınız bir ağabeyiniz oldu mu? Birisini dinlerken dünya için, insanlık için, hatta kendiniz için bile umutlandınız mı? Benim kişisel olarak bu sorulara verebileceğim yegâne yanıt Oktay Taftalı’dır. Oktay Ağabey ile konuşurken içimde okumaya, yazmaya ve hakikate dair bir iyimserlik uyanır. Bazen sizin de dünyada kötülüğün galibiyetine dair bir endişeniz oluyorsa Taftalı’yı tanımanızı öneririm. İyiliğin kazanacağını onun gözlerinden anlayabilirsiniz.

Gâvur ayazında bir Viyana gecesi düşünün seksenlerin başında. Sokak lambası ve kar. Yaşayabilmek için para gerek. Para için çalışmak. Soğuktan ellerini hissetmiyor Oktay Ağabey. Karnını doyurmak için bütün gün kaldırımlardaki karları temizlemek zorunda. Ama neredeyse işin sonu yok. Çünkü bir sokağın sonuna geldiğinde başladığı yeri yeniden kar tutmuş oluyor. Omzunda kürek Sisifos gibi başa dönüyor Oktay Ağabey. Bir yerlerde uğruna vuruştuğu bir dünya paldır küldür yıkılırken o haklılığından emin, kendisinin değil zalimin yanlış olduğunu biliyor. Bu yüzden yılmıyor, inatla, emekle çalışıyor. Eşref-i mahluk olan insana nasıl yaşamak yakışırsa öyle çalışıyor. Çünkü dünyanın sahilleri bütün insanların kardeşçe oturup yıldızları seyredebileceği kadar geniştir. Oktay Ağabey bunu bildiği için vazgeçmiyor. Gurbet gecelerinde sabahlara dek gözleri kan çanağı felsefe okuduysa ettiği iman aynı imandır. Ringe çıkıp boksa tutuştuysa korkusuzluğu aynı imandandır. Allah’a, devrime ve insanlığa hiç tükenmeyen namuslu bir iman.

O yüzden, ‘Şimdi elli yaşında bir adam neden çocuk sahibi olur? Sorusunun cevabında yaşayakalmaya dair aynı mücadeleyi görmek gerekir. Çünkü devrimcidir Oktay Ağabey ve evvel Allah hayatın belini kıracaktır.

Canımın içi Mehmet Efe’nin doğduğu haberi çok uzaktan geldiğinde ilk bunları düşündüm. Sonra böyle bir babanın oğlu olmak şerefi ile hayata galip başlayacak olan Mehmet Efe’ye dualar ettim. Yolu, izi açık olsun, kendisini var edebilsin diye. Hoş geldi, sefalar getirdi benim aslan yeğenim.

Başar Başaran / yeniHarman, Kasım '09

7.11.09

Kasım 2009 - 135. Sayı



Hayrettin Belli'nin moderatörlüğünde
Aydın Çubukçu,
Ertuğrul Kürkçü,
Mahir Sayın,
Celal Beşiktepe
gibi 68'li isimler ve
Abdullah Öcalan'ın avukatlarından
İbrahim Bilmez
yeniHarman'da
“Kürt Açılımı”nı masaya yatırdı






10 yıl önce Türkiye'ye gelen ‘Barış Grubu’ üyesi İmam Canpolat konuşuyor

Gürkan Haydar Kılıçarslan’dan "En hakiki bitirme planı"

Mesud Ata, CinnetModern’i yazıyor:
“Salgın ve Korku Uygarlığı”

Başar Başaran, Deniz Baykal’la imtihanı, Aşk Şiiri yazmaya utanan şairin oğlunu yazıyor

Kamran Nijad, Fransa’da Türk ve Kürtlerin de dahil olduğu ‘Sans-Papiers’(Pasaportsuz)’lar yangınını yeniHarman’a yazıyor: “Kağıtsızların Direnişi”

Cem C. ve Sinan İzmir, seks kölesi olarak çalıştırılan hayvanları anlatıyor:
“İnsanlığın geldiği son nokta: Orangutan pezevenkliği”

Ezgi Aksoy, Sızıntı dergisinden Latin Amerika’ya uzanıyor:
“Ağlayan çocuk tablolarının sırrı ne?”

Erguvaniler ve Yalıdakiler’in yazarı Tayfun Er, yeniHarman’da yazmaya devam ediyor

●Boğaziçi ve ODTÜ’den IBM/HP’ye Vasıfsız İşçiler - Nedim Akay

●Türkiye’nin yeni ideolojisi: İntihalizm - Sabri Gürses

●Yaşayan Ölülerin Bayram - Ezgi Aksoy

●Tarafsız yargı düğünü - Gürkan Haydar Kılıçarslan

●Müslümanın Kapitalizmle imtihanı – Oktay Taftalı

●Tarihçi Eric Jan Zürcher: “CHP yel değirmenleriyle savaşıyor” – Burak Cop


Singapur, Vietnam ve Londra’dan DünyaHarmanı,
Yiğit Bulut’un jöleli saçları, Zolfo Livanello, İktisat söyleşileri ve dahası…